Hani, hep diyoruz ya bilinçaltı hayatımızın yüzde 97-98’ini yönetiyor diye içimiz korkuyor, kafamız karışıyor, bilinçli olmanın anlamını tam ayıramıyoruz, bugün size biraz bu konudan bahsedeceğim.
Evinizdeki boş bir odada veya ofisinizde sakin bir köşede gözlerinizi kapatıp etrafı dinleyemeye çalışmanızı istiyorum. İlk duyacağınız şey sessizlik mi? Yoksa etraftan gelen odaklanmadığınız için fark etmediğiniz gürültüler, detaylar mı? Biraz daha dikkatinizi yönelttiğinizde tahmininizden de fazla ses duyacaksınız. Durmaya ve odağınızı dışarı vermeye devam edin, bedeniniz rahat mı, üzerine değen kumaşları, ortamın sıcak mı soğuk mu olduğu, nerenizin uyuştuğu, nerenizin kaşındığı gibi çok fazla detay fark edeceksiniz. Modern çağda uyaranlar çok yetişemiyoruz diyoruz, fark ettiniz mi? Aslında boş bir odada bile yeterince uyaran var. Bilinçaltımız bu uyaranları bizim adımıza hepsini tek tek dinliyor, önemli, önemsiz diye ayırıyor. Önemli bulduklarına kendi başına yapabildiği kadarı ile yanıt veriyor, daha fazlasına ihtiyacı varsa bilincin de farkında olmasını sağlıyor. Mesela bacağınız uyuştu, oradaki kan akımında değişiklikler yapıyor, biyolojik
mücadelesini veriyor, bir yerden sonra bilinci uyararak ben bu kadar çözebildim, top sen de diyor ve kıpırdanmanızı sağlıyor. Siz bazen bacağınızın gerçekten uyuştuğunu fark ederek bazen içinize gelen bir sıkıntı duygusu ile kıpırdanmaya başlıyorsunuz. Sonuçta probleme karşı fark etseniz de etmeseniz de bir tepki vermiş, eylem yapmış oluyorsunuz. Düşünsenize bilinçaltı devrede olmasaydı ve bütün bu uyaranları biz tek başımıza yönetmeye çalışsaydık! Modern çağda zaten üzerimize tenis topları gibi gelen uyaranları nereye gittiğini umursamadan savurmaya ve kendimizden uzaklaştırmaya çalışıyoruz, düşünemiyorum bile!
Bilinç ise odağını yönelttiği yer veya kavram ile etkileşime geçer ve bilinçaltını da peşinden sürükler. Yani aslında bilinç de sandığımız kadar vasıfsız değil. Bir örnekle anlatayım, yakında hazırlayacağım bir kitap için odağımı ataerkil sistem, kadının değeri gibi konulara yönelttim. Aslında hep üzerinde çalıştığım, incelemeler yaptığım konulardı. Ancak kitap hazırlarken biraz daha detaya inme, üzerine notlar alma, inceleme gibi eklentiler geliyor.
Ne oldu biliyor musunuz, bildiğimi ve farkında olduğumu sandığımdan çok daha fazla kadının değersizliğini, ikinci planda kaldığına dair uyaran görmeye başladım. Yakınlarımın sözcüklerinde, sokakta karşılaştığım kişilerin davranışlarında! Birden kendimi kadının değeri için üzerime gelen her değersizliği hissettiren eylem veya düşünceyi karşılamaya, kendimi ve kadınları savunmaya hazır bir pozisyonda buldum. Bana ne oluyordu, daha önce kendi kadınlık değerimden emindim ve bununla ilgili kendimi hiç savaşmak zorunda bulmamıştım. Uyaranları görüyor, kendi üzerime yapışmalarına izin vermiyor, içsel değerimi korumaya devam ediyordum.
Birden kendimi değersiz hissetmeye, kimsenin değerimi farkında olmadığı gibi bir mücadeleye sürüklendim. Tüm bunların sebebi bu sefer bilincimdi! Çünkü bilincim odağını yöneltmeden önce bilinçaltım bu kavramları farkında olmaya, kendini korumaya ve değerini hatırlatmaya odaklı idi. Elbette, derinlerde yine çalışılması gereken şeyler vardır, hangi konu olursa olsun çalışacak bir şey kendimizde bulabiliriz.
Ancak bu sefer, durum biraz daha farklı! Bilincim, bilinçaltıma ben bu kavramı her yönü ile anlamak istiyorum, oradaki duyguları hissetmek, neler yaşandığını kavramak istiyorum. Bilinçaltımda normalde algı eşiğimin altında kalan uyaranları işaretledi ve bu konu ile ilgili olan tüm uyaranları bilincime göndermeye başladı. Bilincim uyaranların fazlalığı karşısında düşünmeye, her duyusu ile içine girmeye çalıştı. Sonuç, ne mi? Sonuç bilincim birden kendini kadının değeri ile ilgili bir savaşın ortasında kendini buldu. İşte bu yüzden bulunduğumuz ortamlar, etrafımızda sohbet ettiğimiz kişiler, kendimizi adadığımız kavramlar çok önemlidir, günümüzün nasıl geçeceğinden tutun da hayatımızı nasıl yaşayacağımıza kadar her bir parçayı şekillendirirler. İşte bu yüzden bilincimize de bilinçaltımıza sahip çıktığımız kadar sahip çıkmak, bilinçli farkında olmak önemlidir. Çünkü bilincimiz hayatımızın tüm odağını neyi öğrenmeyi adayacağını seçer.
Öğrenmeye geldik, elbet bizim için mücadele olacak, yokluğu ve varlığı ile iki noktasını yaşatacak kavramlardan geçeceğiz. Ancak farkındalık sevgiyi mi, huzuru mu, kötülüğü mü, adaleti mi … Neyi seçeceğimi ve sonunda nereye gitmeyi hedeflediğimizi belirler.