-
Zaman Algısı ve Diskroni Nedir?
-
Beyin Zamanı Nasıl Algılar?
-
Sosyal Medya ve Zaman Algısındaki Bozulma
-
Farkındalıkla Zamanı Yavaşlatmak Mümkün mü?
-
Güne Başlarken Algıyı Korumak İçin Öneriler
Diskroni nedir? Zaman artık çok hızlı akıp gidiyor, her şey biraz tatsız geliyor, değil mi? Sakin olun, bunun sebebi artık yaşlanmış olmanız değil. Bulunduğumuz dijital çağda bilinç ayarlarımızın bozulmuş olması yani diskroni dediğimiz zaman algımızın bozulmuş olması bu yaşadığımız zihin karışıklığına sebep oluyor.
Augustinus’a göre zaman aslında bir bilinç halidir. Haksız da sayılmaz, bilimsel anlamda zaman algımızı yönetenin dış dünyadaki güneşin ve gezegenlerin hareketlerinden daha çok beynimizin prefrontal korteks gibi bölümlerinin ve dopamin gibi etkin nörokimyasalların olduğunu artık biliyoruz.
Şimdi bir düşünün, eğer büyük şehirlerde yaşıyorsanız ya da cep telefonları, sosyal medya hayatınızda yer kaplıyorsa zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyor, günü boşa geçirdiğinizi, hiçbir şeye yetişemediğinizi çoğu zaman düşünüyor olabilirsiniz.
Zamanı yönetebilmek için başımıza ne geldiğini ve beynimizin zaman algısının nasıl çalıştığını anlamamız gerekiyor. Beynimiz her üç saniyede bir “Ne yeni?” diye sorar. Bu soru saniyede 11 milyon bit data tarayan bilinçaltımızın çevreden aldığı uyaranları yeniden değerlendirmesine sebep olur. Eğer tekrarlayan benzer uyarı fazla sayıda geliyorsa beyin zamanın çok hızlı geçtiğini düşünür. Yani sabah uyandınız elinize cep telefonunuzu aldınız ve reelslara bakmaya başladınız… Kopuk kopuk, benzer uyaranlar, çok fazla sayıda geliyor. Beyin diyor ki; “Aman Tanrım, zaman çok hızlı akıyor.” Bıraktınız elinizden, güne başladınız, geçmiş olsun!
Bozulan zaman algınız sabah saatlerinizin nasıl geçtiğini anlamadı, sabah yapılacak işlerinizi henüz yapmamış olmaktan ekstra suçluluk duygusuna da girdiğinden artık günü yönetemeyecek dağılmış ve olumsuz bir bilinç haline geçmiş oldunuz.
Şimdi benim sorduğum soruyu sizin de sormanızı bekliyorum; “İyi de yurtdışına gittiğimizde de her şey yeni, bilinmeyen… Tüm odağımızı dışarıdaki o yenilikleri algılamaya veriyoruz ve zaman geçmiyor, her şey yavaşlıyor!”
İşte burada işin can alıcı kısmı geliyor, yurt dışında gördüğünüz her yeni şey için odaklanıyor, derin ve detaylı işlemesi için beyninize alan açıyorsunuz. Oysa günlük yaşamınızda tekrarlayarak gelen, benzer ve çok sayıda uyaran için detaylı düşünmüyor, yüzeyel şekilde datayı işliyorsunuz. Bu da zamanın siz farkında olmadan geçip gitmesine sebep oluyor.
Kısaca şöyle diyebiliriz farkındalıkla anın içinde olmadığınız her an, hayatınızdan “an”lar kaybediyorsunuz. Hayatınızı şimdinizi kaybettiğiniz için planlayamıyor, sürüklenmeye başlıyorsunuz. Kendimizi ne kadar tanır ve beynimiizn nasıl çalıştığını anlarsak zaman dahil olmak üzere hayatımızı daha tatminde yaşayabileceğimiz şekilde yönetebiliriz.
Şimdilik ilk yapmamız gereken sabah güne algımızı bozabilecek şekilde başlamamak, sabah saatlerinde anın keyfini çıkarmak! Keyifli haftalar dilerim