Çay Sadece Çay mı? Modern Alışkanlıklarımızın Duygusal Kökenleri

Seda Ülgen
Çay Sadece Çay mı? Modern Alışkanlıklarımızın Duygusal Kökenleri

Bir Bardak Çay İçer Misiniz?

 

Bir Bardak Cayla Ne Konusulur?

 

Geçenlerde hepinizin bildiği gibi imza günü vardı, öncesi TYT kanalında televizyon çekimi, zaten yoğun olan gündelik program derken… Koşuşturmadan baktım, yüzüm gözüm şişmiş. Stres, yorgunluk bende her zaman böyle etkileri ortaya çıkarır. İyi midir kötü müdür bilinmez ama strese karşı bedenimin bu kadar hassas olması beni her zaman görünmeyen stres faktörlerini, modern dünyanın bizim üzerimizdeki etkilerini daha iyi analiz etmeme, bilimsel incelememe sebep olmuştur.

 

Tabii, yüzüm şişince yaşamlarımızın bir parçası olan yapay zekaya ne yapabilirim diye sordum. Yanıtları bilseniz de birinin sizin için yanıtları listelemesi ve sizinle ilgilendiğini belirten şefkatli cümleleri sıralaması hoşunuza gidiyor. Yanıtlara hızla göz gezdirirken bir yerine gözüm çarptı; “Bu dönemlerde birkaç gün siyah çay içme, ödemi çok arttırır.” diyordu. Gülümsedim, her zaman günlük alışkanlıklarımızın kökenini veya neden sürdürdüğümüzü ara ara sorgulamamız gerektiğini söylerim. Çünkü bir dönem bize veya atalarımıza iyi gelen alışkanlıklar şartlar değiştikçe, yıllar geçtikçe artık iyi gelmiyor olabilir, hatta zarar veriyor olabilir.

 

Ben çok çay bağımlısı biri değilimdir, kolay kolay aklıma da gelmez. Ama yine de sosyal hayatımın bir parçası olduğu için öyle ya da böyle içiyorum. Hepimiz günlük alışkanlığımızı bizim için daha faydalı olacak yeşil çay, zencefilli çay gibi diğer bitki çaylarına kaydırmaya çalışıyoruz. Ancak atalarımızdan gelen, artık köklerimize kazınan alışkanlıkları nedenlerini bilmiyorsak değiştirmek o kadar da kolay olmuyor.

 

Ben de araştırmaya başladım. Çayda ödem yapma nedeni olarak içindeki kafeini yazıyordu. Bir fincan çayda kafein oranı 40-70 mg, bir fincan filtre kahvede 80- 120 mg kafein mevcut… Ancak yapılan bir çalışmada deneklere çay ve kahve verildiğinde kafein miktarının farklılığına rağmen aynı uyarıcı etkiye sahip olduğu çıkmış. Ancak çoğumuza sorsanız uyanmak, ayılmak için kahve içeriz ve kahvenin bu yönde çaydan daha farklı olduğunu iddia ederiz. Mesela çayı akşam eve geldiğimizde dinlemek için tercih ederiz; eğer bu kadar uyarıcı ise akşam saatlerinde içmek ne kadar doğru? Ya da çayı susuzluğumuzu gidersin, hararetimizi alsın diye tercih ederiz.

 

Halbuki çay hafif de olsa diüretik (idrar söktürücü) etkisi ile bizde uzun vadede vücudu susuz bırakabilir. Yani susuzluğumu gidersin diye içtiğimiz çay bizim bedenimizdeki su dengesini bozuyor, suyun ya farklı birikmesi ya da hücrelerin susuz kalmasına sebep oluyor. Peki, o zaman bu söylemler de ne ve gerçekte neler oluyor? Çayı içme sebeplerimizin hiçbiri çayın biyolojik etkilerine uymuyor. Hiç dikkat ettiniz mi? Uzak Doğu ülkelerinde çay içmek bir ritüeldir. Çay, dikkatli, yavaş ve farkındalıklı içilir. Suyun ısısı, demlenme süresi, yaprağı önemlidir. Bizim gibi fokur fokur kaynamaya bırakılıp laf bittikçe, bardak boşaldıkça hızla doldurmaktan daha uzak bir eylemdir. Örneğin Japonya’da çay seremonileri Zen Budizm’inden etkilenmiş bir halde sadelik, sessizlik, farkındalık ön planda tutularak gerçekleştirilir, zihin arınması olarak görülür.

 

Yıllar önce beslenme ve kültür ilişkisi üzerinden farkındalık çalışmaları gerçekleştiren bir eğitmenle sohbetimde, kendisi Amerika’da yaşıyordu, Türkler ’in beslenme kültürlerinin genelde yapışma etkisi üzerine şekillendiğinden bahsetmişti, bu nedenle hamur işini çok tercih ettiklerini söylemişti. Aslında bakıldığında çay bile bunun bir parçası. Duygularımızı konuşmak yerine birlikte çay içmek daha kolay bağ kurma aracıdır. Duygularımızı bastırır, içimizdeki boşluğu doldurur. Çay, susuzluğumuzun değil, yalnızlığımızın ilacıdır. Birlikte yapılan, çoğunlukta kabul gören, paylaşılan, hızla bir parçası olabildiğiniz bir eylemdir. Uzak doğuda ise içe dönmek, zihinden arınıp duygularla bağ kurmak, içimizdeki bilgeye temas etme hatta varoluşu deneyimleme aracı olarak tercih edilir. Bizimki kalabalık, hızlıdır, onlarındaki sessiz, yavaştır. Biz birbirimizle, onlar kendileri ile bağ kurmaya çalışırlar.

 

Bazı şeyleri anlayabilmek, görünmeyeni görebilmek için bir şeyin hayatımıza ilk nasıl girdiğine bakmamız gerekir. Bilinçaltına ne zaman, nasıl kaydedildiğini gördüğünüzde o zaman o seçiminiz, alışkanlığınızla oynayabilir, değiştirebilirsiniz. Yoksa program değişmemek için kendini sıkı sıkıya korur. Ben de çayın hayatımıza
nereden girdiğini incelediğimde şöyle bir gerçeklikle karşılaştım. Çay, 20. Yüzyıl başında kahvenin pahalı ve zor erişilir hale gelmesiyle Doğu Karadeniz’de üretimi teşvik edilmiş ve zamanla yaygınlaşmış. Yani Çayın ülkemizdekini yükselişi ekonomik ve politik sebeplerden olmuş biraz. Bir yerden sonra bu ekonomik sebepler çayın halk ile özdeşleşip kahvenin sarayın, çayın halkın içeceği olmasına sebep olmuş. Yani aslında dış şartlar bizim ne içeceğimize dair tarihsel döngüde bize bir şekillendirme oluşturmuş. Ancak daha ötesi var.

 

Bizler binlerce yıl göçebe toplum olarak yaşadık. O dönemlerde topluluğun bir parçası olmak, hayatta kalma garantisi idi, hal böyle olunca birbirimizin hayatına müdahale etme, karışma güven duygusu ile eşdeğerdi. Birileri sizin hayatınıza karışınca sahip çıkılıyor, ait hissediliyor duygusu baskın oluyor, dolayısıyla hayatta kalmış ve güvende olmuş oluyordunuz. Düşünsenize o göçebeliğin, sürekli yıkımın olduğu, aidiyet duygusuna ihtiyaç olduğu bir dönemde ne kadar güven, birliktelik duygusuna ihtiyaç duyduğumuzu? Hayatımızı şekillendiren işte çoğunlukla bizim açlığını çektiğimi duygulardır. Çay da bir örneği. Bizi birleştiriyor, karşımızdaki ne kadar yabancı da olsa, dertlerimize çare olamasa da bir bardak çayı birlikte içebilmek geçmişimizdeki o yaralı duyguların üzerine sürülen bir merhem gibi geçici bizi rahatlatıyor. Ne var ki zaman değişti, modernite bizim sürekli kaos, karmaşa ve kalabalıkta sürüklenmemize sebep oluyor. Dışarısı giderek kalabalıklaşıyor, ama biz içimizdeki sesimizden hızla uzaklaşıyoruz. Belki de artık dışarının sesinden, hayatımıza olan müdahalesinden daha çok içimizdeki o bilgeye, zihnimizin sakinleşmesine ihtiyacımız vardır.

 

Biz içtiğimiz, yediğimiz, giydiğimiz, yaşam biçimimiz dediğimiz birçok şeyi duygularımızı yönetmek için seçiyoruz, alışkanlık haline getiriyoruz. Kiminin miadı çoktan geçmiş, ihtiyaçlarımız başkalaşmış olabiliyor. O yüzden bilinçaltımızı, içimizdeki yazılımı okuyabilme bilgi ve becerisi, neyi neden yaptığımız, seçtiğimizin bilgisi bizim yolumuzu aydınlatan, özgürleştiren en önemli aracımız. Köklerini keşfedip bizim enerjimizi ve ışığımızı arttıracak yönde şekillendirdikçe özgürleşeceğiz. Uzak doğulular 5000 yıldır gelen kadim geleneklerini hep ruhlarını korumak, dışarıda ne olursa olsun içlerindeki bilge ile temas etmek ve zihinlerini arındırmak üzerine şekillendirmişler. Belki bizim de artık hızla değişen dünyada değişmeyen ve değişmeyecek bazı değerlere tutunmamızın sebebi gelmiştir.

 

Keyifli haftalar dilerim.

Etiketler

#Çay #Bilinçaltı #Alışkanlıklar #Farkındalık #Kişisel Gelişim #Kültürel Alışkanlıklar #Çay Kültürü #Bilinçli Yaşam #Zihin ve Beden #Yaşam Tarzı

İlginizi Çekebilecek Diğer Blog Yazıları

Tümünü Gör
Uyanış: Bölüm 1 – Işıltı

Uyanış: Bölüm 1 – Işıltı

Uyanış, yalnızlık, aidiyet, içsel yolculuk ve kendini keşfetme üzerine düşündüren etkileyici bir roman. Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosundan İstanbul Boğazı'na uzanan bu hikâyede, insanın iç dünyasını ve yaşamın gerçek anlamını keşfedin.

Bilinçaltı Mucizesi

Bilinçaltı Mucizesi

Hayatınızda hiç, “Bunu daha önce yaşamış gibiyim” dediğiniz anlar oldu mu? Ya da biriyle tanışmadan önce onun hakkında güçlü bir önsezi hissettiniz mi? Belki de doğru zamanda doğru yerde bulunup kendinizi çok şanslı hissettiğiniz bir bilinçaltı mucizesi yaşadınız. Bu anlarda kendinizi çok zeki veya özel güçler tarafından korunuyor gibi hissetmiş olabilirsiniz. Peki, ya tüm bu sıra dışı deneyimleri

Kendini Tekrar Eden Psikolojik Döngüler

Kendini Tekrar Eden Psikolojik Döngüler

Neden sürekli aynı sorunları yaşıyoruz? Kendini tekrar eden psikolojik döngülerin, bilinçaltı kalıplarının ve düşünce alışkanlıklarının yaşamınızı nasıl etkilediğini öğrenin. Tekrarlayan döngülerden çıkmanın yollarını keşfedin.

Blokaj Nedir?

Blokaj Nedir?

Blokaj nedir ve neden oluşur? Bilinçaltı blokajlarının belirtilerini, kök inançların davranışlarınızı nasıl etkilediğini ve blokajları aşmak için uygulanabilecek 5 etkili yöntemi keşfedin.