Hayallerle Yaşamak Mı, Hayallerini Yaşamak Mı?
Hep bir zamanın gelmesini bekleriz, bizi o sıkıştığımız hayattan kurtaracak, mutlu olmamızı sağlayacak, özgürleştirecek bir zaman. Öyle bir zamanki şimdinin ne faturaları ne kalabalık yalnızlığı vardır. O çok istediğimiz hayatı yaşamaya başlamışızdır. Dostlarımıza, hatta kendimize o bir gün geldiğinde yaşamın nasıl olacağını sürekli anlatır dururuz. İçten içe biliriz, o gün belki hiç gelmeyebilir. Yine de oraya baktığımızda gördüğümüz ışıldayan dünya içinde yüzünde gülümseme ile duran kendimizi görmek bizi mutlu eder. Hatta o kadar mutu eder ki hayaller gerçek olsa o kadar mutlu olacağımızdan emin bile değilizdir.
Hipnoz Eğitimleri
Hipnoz eğitimleri, bir tür bilinçaltı ile çalışmadır. Yıllar önce hipnoz eğitimlerini aldığım dönemde bize öğretilen en önemli şeylerden biri zihnin hayal ve gerçek arasındaki farkı ayırt edemeyebileceği olmuştu. Öyle ki kişi hipnotik bir dokunuşla bir kalemin sigara olduğuna ikna olabilir ve kalemi ona değdirdiğinizde cildinde yanık oluşabilir. Tabii, tam tersi de mümkün, hocamın sigarayı cildinde değdirirken kalem olduğunu söylediği süjesi o kadar ikna idi ki sigarayı geri çektiğinde cildinde en ufak sıcaklığa dair iz bile yoktu. Bu zihnin aslında tahminimizden de ne kadar muhteşem bir işletim sistemi olduğunu gösteriyor.
Peki, neden bazılarımız hayallerini yaşarken, bazılarımız hayallerle yaşamakla yetinmek zorunda kalıyor? Bu çok uzun ve derinlikli bir konu. Zaman zaman sohbet ederken belki yavaş yavaş derinleştiririz. Ama bugün bahsetmek istediğim kısmı en önemli sebeplerin arasında geliyor.
Bazımız hayallerini yaşamayı seçiyor, çünkü hayallerine giden yolun nasıl bir yol olduğunu, nereden başlayacağını, içinden geçerken o dönüşüm esnasındaki karanlık tünelin nasıl bir süreç olduğunu ve nasıl cesaretle içinde durmaya dayanabileceğini biliyor. Herkes o kadar cesur olamayabilir, kimi yalnızlıktan, kimi hata yapmaktan, kimi başarısızlığından, sonunda sevilmeyen biri olmaktan korkar. İhtimaller o kadar ağır basar ki denemeye bile korkar.
Hayallerini Yaşamak
Yine de bizi o ışık dolu gelecekten mahrum eden daha korkunç bir senaryo var, bilinçaltlarımızda. İçten içe biliyoruz ki hayallerimiz gerçek olduğunda hiçbir şey o kadar ışıklı olmayacak, şu anda hayallerimize baktığımızda hissettiğimiz o yürek sıcaklığını hissedemeyeceğiz. Neden mi? Şu anda hayallerimizi yaşamayı seçersek şu anda içinde bulunduğumuz kendiliğimizi, sorunlarımızı, paternlerimizi, yüklerimizi de beraberimizde o yeni dünyaya götüreceğimizden korkuyoruz. Biliyoruz ki eski ben yeni olanı da eskitecek, oradaki ışığı söndürecek. Yorulduğumuzda, bu hayattan mutsuz olduğumuzda sığınabildiğimiz bir yer kalmayacak…
Oysa unuttuğumuz bir şey var, hayallere giden yol az önce de söylediğim cesaret ister, karanlık bir dönüşüm tünelinden geçebilmeyi ister. İşte o tünelden geçerken bir daha asla eskisi gibi olamayacağımız gerçeği ile yüzleşme ister.
Şimdi tekrar soruyorum, hayallerle yaşamak mı hayallerini yaşamak mı? O alıştığınız, bildiğiniz, her gün tekrarladığınız kendiniz olmaktan vaz geçmeye cesaretiniz var mı? Gerçekten özgür olmaya cesaretiniz var mı? Varsa bir kere olsun denemeye değmez mi? Daha ne bekliyorsunuz…